Kuru İğne Tedavisi

Kuru iğne tedavisi nedir?

Bir bölgeye enjeksiyon uygulayarak lokal olarak kortikosteroid, lokal anestetik gibi maddelerin verilmesine "ıslak iğne tedavisi" denir. Bunun aksine tedavi amacıyla, kas, tendon, fasia, skar dokusu, sinir çevresi bölgelere ilaç vermeden çok ince iğnelerle girme işlemine "KURU İĞNE TEDAVİSİ" denmektedir. Bu yönteme manuel derin kas tedavisi, miyofasial iğneleme, intramusküler stimülasyon (İMS) tedavisi gibi farklı isimler de verilebilmektedir. Son yapılan tanıma göre kur iğne tedavisi: kas içi olarak, gergin ve ağrılı noktalar üzerine ince bir iğne ile yapılan enjeksiyondur.



Aslında son yıllarda daha çok konuşuluyor olmasına rağmen tıpta yeni bir uygulama değildir. Bu konuda bir batılı ülkeden ilk bilimsel yayın 1970'li yıllarda yapılmıştır. Ağrı biliminin en önemli isimlerinden olan Wall ve Melzack, 1977 de ağrı oluşumunda kapı kontrol kuramını ortaya attılar. Buna göre ağrıyı merkezi sinir sistemine taşıyan sinir lifleri omurilikte dokunma hissini taşıyan liflerin baskısı altındadır. Bu baskının azalması veya yetersiz kalması ile ağrı sinyalleri baskılanmaz olur ve ağrı duyumu hissedilir.

Örneğin cildimizde bir yere iğne batarsa, orada hafif bir batma, yanma hissederiz. Eğer orayı hafifçe ovalarsak batma hissinin azaldığını görebiliriz. Bu teoriye göre zaten ağrılı olan kas içi tetik noktalarının bir başka ağrılı girişimle uyarılması ile, bir bakıma çivi çiviyi söker mantığı ile tetik noktasına ait ağrı maskelenebilir. Kuru iğnenin taut noktası denilen fibröz odaklar içine batırılması ile o alanda lokal olarak küçük kas seğirmesi oluşur. Trapez kastaki triger noktasına yapılan bir iğneleme çalışmasında kontrlateral trapez kasında da ipsilateral kastaki gibi kas seğirmesi olduğu gösterilmiştir. Bu olay kuru iğnelemenin ucundaki alanda güçlü duysal sinyallerin omuriliğe taşındığı ve karşı trapez kasta refleks bir yanıta neden olduğu şeklinde yorumlanabilir. Yani kuru iğneleme sırasında etki yalnızca lokal değil omurilik seviyelerine, belki de daha yukarı sistemlerin içinde olduğu bir mekanizmayı çalıştırıyor olmalıdır. Bunun dışında immun reaksiyonlar ile açığa çıkan algojenik humoral maddelerinde rolü üzerinde durulmaktadır.


Kuru iğne ile akupunkturun ne farkı var?

İğneleme yapılması, iğneleme esnasında ilaç verilmemesi ve çok ince, 27 G iğnelerle uygulanması yönleriyle benzerlik olsa da, kuru iğne tedavisi, akupunkturdan tamamen farklı bir yöntemdir. Akupunktur Batı tıbbındaki uyarlamasında ve geleneksel Çin tıbbında farklılıklar göstermektedir. Geleneksel Çin tıbbında, vücutta hassas noktaların tespit edilmesi ve oraya iğneleme yapılması yöntemi kullanılmaktadır. Bu yönüyle kuru iğne tedavisine benzerlik gösterse de iğnelerin girişten sonra içeride kalma süresi farklıdır, kuru iğnelemede iğne hemen çıkarılırken, akupunkturda 20 dakika kadar kalmaktadır.


Kuru iğne tedavisine kullanılan iğneler

Kuru iğne tedavisinde kullanılan iğnelerin kalınlıkları 22G ile 27G arasında değişir. Hipodermik ve kalın 22 G, kullanımını nerenler olduğu gibi, 24-26 G kalınlığı tercih edenler vardır. 27 G ve daha ince iğnelerin düğüm noktalarının sert olması nedeniyle içine giremediğini ileri süren uygulayıcılar vardır. Ancak genel kabul en çok 26 G kalınlığın ve 30-35 mm uzunluğun uygun olduğudur. FDA kuru iğne tedavisi için "sert ince", steril ve medikal mağazalarda satılan iğnelere onay vermiştir.

Melzack bir makalesinde kuru iğne tedavisi ve akupunkturun ağrıları azaltma oranın %71 ve plasebodan bariz biçimde farklı olduğunu söylemektedir. Bu gerçekten analjezik ilaçlar için bile kolay ulaşılır oranlar değildir.


Kuru iğne uygulama teknikleri

Miyofascial ağrı sendromu veya moda adlandırmayla fibromiyalji sendromunda etkilenen kaslarda görülen tetik nokta denilen, hassas, sertleşmiş alanlar (düğüm) hissedilen ağrı ve yaşam kalitesi yetersizliğinin en önemli nedenidir. Tedavisinde germe masajları, iskemik baskı uygulama, laser tedavisi, ısı, noktasal basınç uygulama (acupressure), ultrason tedavisi, transkutanöz elektrik stimülasyonu, biofeedback, ilaç tedavisi gibi girişimsel olmayana tedaviler yanı sıra, kuru iğne, noktasal botoks uygulama gibi yöntemler kullanılmaktadır. İlaç tedavisi oldukça önemli olmasına rağmen, bazı hastalarda yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda ilaç tedavisi ile bu fiziksel yöntemleri de kullanmak gerekli olabilmektedir. Son yıllarda TMS ve tDCS gibi yöntemlerin de başarılarında söz edilmektedir. Ancak bizim konumuz kuru iğne tedavisi olduğundan bu konudan söz etmeye devam edeceğiz.

Farklı kuru iğne teknikleri vardır: Kas içi tetik noktalara, tetik noktası dışı kas alanlarına, tendon ve bağ dokusu yapılarına uygulamalar yapılır. Ayrıca eklem çevresi yapılara ve periferik sinir yakını bölgelere de yapılabilmektedir. Kullanılan iğne türü veya doku derinliğine göre de derin ve yüzeysel kuru iğne teknikleri tanımlanmıştır.

Burada bizim daha çok uygulamamız olan tetik veya düğüm noktaları üzerine olan uygulamadan söz edeceğiz. Bu yöntemde 24-27 G steril tek kullanımlık çelik iğneler ile, hekimin hedeflenen kas üzerinde parmak ucuyla bastırarak tespit ettiği ağrılı düğüm noktaları işaretlenir ve yaklaşık derinliği tahmin edilerek 1- 3 cm derine kas içine girilir. İğne tetik noktaya yaklaştığında hasta daha çok ağrı hisseder ve o bölgede küçük bir kasılma izlenir. Hatta hasta girilen kasın duysal anatomisine göre farklı bir alanda ağrı (yansıyan ağrı) hissedebilir. Tetik noktaya ulaşıldığında iğneye hafif bir kaç vuruş yapılarak o bölge uyarılır. Bu işlemden sonra iğne çıkarılır.

Bu şekilde hastadan hastaya değişmek üzere 2 haftalık bir süreçte 5-10 arasında tedavi kürü uygulanır.

Kuru iğne tedavisi yalnızca fibromiyalji tedavisinde değil bazı nöropatik ağrı hastalıklarında kullanılmaktadır. Disk hernisinde (boyun veya bel fıtığı) baskıya uğrayan spinal sinirlerin aslında o bölgede bulunan paraspinal kaslardan özellikle multifidi kasının kasılması sonucu oluştuğu ileri sürülmüştür. Bu kaslara yapılan kuru iğnelemenin ağrı ve şikayetleri azalttığını söyleyen araştırmacılar vardır.


Kuru iğne tedavisi etkinliği bilimsel olarak gösterilebilmiş midir?

Tıp bilimlerinde güvenilirliği tartışmasız olan Cochrane veri tabanında, yapılan sistematik bilimsel bir gözden geçirme yazısında 35 adet randomize çift gör çalışmaya dayanarak bel ağrısında akupunktur veya kuru iğne tedavisinin plaseboya üstün olduğuna dair yeterli kanıt olduğu bildirilmiştir. Kuru iğne tedavisinin kullanım yönünden FDA onayı da vardır.

Yüzeysel mi yoksa derin kuru iğne tedavisi mi?

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, 20 mm kadar olan derinliğe kadar tetik nokta dışı iğnelemeler, derin iğneleme kadar etkindir. Buradaki tercih uygulayıcıya aittir.

Hangi hastalıklarda kuru iğne tedavisi uygulanabilir?

  • Miyofascial ağrı sendromu, fibromiyalji

  • Gerilim baş ağrısı

  • Boyun fıtığı

  • Bel fıtığı

  • Lokal nöropatik ağrı

  • Karpal tünel sendromu

  • Tenosinovit

  • Osteoartrit

  • Kuru iğne tedavisinin kullanıldığı hastalıklardır.

Ahmet Enes Yenipazar.

Fizyoterapist BSc, Mpt, ISST Schroth, Spor Fizyoterapisti


#fiziktedavi #fizyoterapi #kuruiğne #kuruiğnetedavisi #dryneedle #elektroterapi #rehabilitasyon #egzersiz #prosem #prosemfizyocenter #bursa #bursafiziktedavi #nilüfer #sağlık #ağrı #tedavi #sağlıklıyaşam #fztahmetenesyenipazar

43 görüntüleme
 

Abonelik Formu

(+90) 532 563 62 04

Nilüfer/BURSA

  • Instagram
  • Facebook

©2020 ProS.E.M Fizyo Center. Tüm Hakları Saklıdır.